Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

KORKULARIMIZI ATALIM MI? NE DERSİNİZ!!!

KORKULARIMIZI ATALIM MI? NE DERSİNİZ

14 Ağustos 2009 15:22
Yorum Sayısı :0  Okunma : 1480

KORKULARIMIZI ATALIM MI? NE DERSİNİZ!!!

 

Korkularımız kaderimiz, rüyamız ve geleceğimiz olmaya mahkûmdurlar…Onları atmaya ne dersiniz! Hazır mısınız korkusuz yaşmaya? Sizlere bu haftada hipnoterapide elde ettiğim sonuçları kısaca paylaşmak işitiyorum.

Bizler yaşamımız boyunca bir şeyler arıyoruz aradığımızın aslında tam olarak ne olduğunu bilmeden arayışımızı sürdürüyoruz. İnsanlık, gerçeğin, adaletin ve güzelliğin arayışını sürdürüyor. Gerçeği arıyoruz, çünkü zihnimizde depoladığımız yalanlara inanıyoruz. Adaleti arıyoruz, çünkü sahip olduğumuz inanç siteminde adalet yok. Güzelliği arıyoruz, çünkü kişi ne kadar güzel olursa olsun, o kişinin güzelliğine inanmıyoruz. Bizler durmadan ve dinlenmeden aramaya devam ediyoruz… Peki, nedir bu aramanın esrarı?

               Her şey zaten içimizde olduğu halde, gerçeği, adaleti ve güzelliği umutsuzca dışarıda aramayı sürdürüyoruz. Arıyoruz, arıyoruz, arıyoruz. Bulunacak bir gerçek yok. Başımızı nereye çevirirsek çevirelim, gerçeği her şeyde görebiliriz. Ama zihnimizde depoladığımız anlaşma ve inançlar, gerçeği görmemizi engelliyor.

Sizler gerçeği bulmak ve sağlıklı olmak için;4 basit formül sunmak istiyorum…


1. Kullandığınız sözcükleri özenle seçebilmeli,.
2.Olayları, olguları, sonuçları kişisel algılamayın.
3. Varsayımda bulunmayın.
4. Daima yapabildiğinizin en iyisini yapın.

            Korkular, düşünce sistemimizi ve mantığımız etkilerler. Doğruları yanlışlardan ayırt edebilme yetimizi ortadan kaldırırlar.

            Mükemmel olmadığımız için de kendimizi reddederiz. Bu öz-reddedişin boyutu, yetişkinlerin onurumuzu ne kadar etkin bir biçimde zedelediğiyle doğru orantılıdır. Yeterince ehlileştirildikten sonra artık sorun başkaları için iyi olmak değildir. Kendimiz için yeterince iyi değilizdir. Çünkü kendi mükemmellik imajına uygun değilizdir. Olmayı arzu ettiğimiz gibi olamadığımız için olmamız gerektiğine inandığımız gibi biri olamadığımız için kendimizi affedemeyiz. Mükemmel olamadığımız için kendimizi affedemeyiz.

              Her insanın bireysel rüyası vardır. Bireysel rüyalar da çoğu kez korkularla yönetilir. Kendi yaşamımızda cehennem rüyası görmeyi öğreniriz. Aynı korkular, her insanda değişik yollarla ifade bulur. Ama her birimiz kızgınlık, kıskançlık, nefret, çekememezlik gibi olumsuz duyguları tecrübe ederiz. Bireysel rüyamız, korkuların kıskacında geçen, bitmek bilmeyen bir kabusa dönüşebilir. Bu kâbusu yaşamaya gerek yoktur. Haz dolu bir rüyayı da yaşamak mümkündür.

              Gerçek adalet, her hatanın bedelini bir kez ödetir. Gerçek adaletsizlik, her hatanın bedelini tekrar tekrar ödetir.
              Bir hatanın bedelini kaç kez öderiz? Yanıt binlerce kezdir. İnsan, dünyada aynı hatanın bedelini binlerce kez ödeyen tek hayvandır. Diğer hayvanlar, yaptıkları her yanlışın cezasını bir kez çeker. Ama biz? Bizim çok güçlü belleğimiz var. Bir hata yaparız, kendimizi yargılarız, kendimizi suçlu buluruz, kendimize ceza veririz. Eğer adalet varsa bu yeterlidir. Hatayı bir daha yapmayız. Oysa hatamızı her hatırlayışımızda kendimizi yeniden yargılarız, yeniden suçlu buluruz ve kendimizi yeniden cezalandırırız. Her hatırlayışımızda tekrar ve tekrar, tekrar ve tekrar cezalandırırız. Eğer karımız ya da kocamız varsa ve o da bize hatamızı hatırlatıyorsa, bu ceza bir türlü bitmez. Bu adil mi?
Eşimize, çocuklarımıza, ebeveynlerimize aynı hatanın bedelini kaç kez ödetiyoruz? Onların yanlışını her hatırladığımızda, onları yeniden suçlarız. Onlar tarafından haksızlığa uğradığımız için hissettiğimiz tüm duygusal zehrimizi onlara akıtırız ve aynı hatanın bedelini onlara defalarca ödetiriz. Bu mudur adalet?
            Zihnimizdeki Yargıç yanlış karar verir, çünkü inanç sistemimiz, Yasa Kitabı yanlıştır. Tüm rüya sahte yasa üzerine kuruludur. Zihnimizde depoladığımız inançların yüzde doksan beşi yalandır ve biz bu yalanlara inandığımız için acı çekeriz.
İşte bunların hepsi rüyalarımıza yansıyor…
Toplumsal rüyada insanların acı çekmesi, korku içinde yaşaması, duygusal dramlar yaratması normaldir. Toplumsal rüya hoş bir rüya değildir.; bu rüya şiddetin rüyasıdır, korkunun rüyasıdır, savaşın rüyasıdır, adaletsizliğin rüyasıdır. İnsanların bireysel rüyaları farklılıklar gösterir, ama çoğunlukla bir kâbustur. İnsanlık ailesine baktığımızda yaşam çok zordur, çünkü korkular yaşamı yönetir. Dünyadaki insan topluluklarında gördüklerimiz müthiş bir ıstırap, kızgınlık, intikam, bağımlılıklar, sokaklardaki şiddet ve devasa boyutlarda adaletsizliktir.
Bireysel gelişimimiz ve bireysel farkındalılıklarımız sağlıklı bir toplumsal sürece doğru atılacak sağlam adımlar olabilecektir. Bizler bilinçaltımızı zehirleyen ve beklide bizde olmaması gereken programlara dur demeyi başaracağız… Yeter ki düşüncelerimizi değiştirebilecek kadar yürekli olalabilelim…
Sevgi ile kalınız…

 


  Abdullah TOPAL
 
  www.mersinterapi.com






YORUMLAR
Henüz Yorum Yazılmamış...



YASAL UYARI

Sitemizde yapılan paylaşımlar SADECE BİLGİ amaçlıdır. Teknik ve yöntemlere ait bu bilgiler,Tıp biliminin Uzmanlık alanlarının ve bu alanda Uzman Doktorların yerini almaz. Bu bilgiler hiç kimseye tedavi yapma yetkisi vermez. Çözüm Eğitim Danışmanlık Merkezinde ve Psikoterapi ve Danışmanlık Derneğinde herhangi bir hastalık için klasik tıbbi ve psikolojik tedaviler yapılmadığı gibi bu tedavilere alternatif bir tedavi yöntemi de UYGULANMAMAKTADIR.