Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

ÖĞRENME STİLLERİ VE KİŞİLİK TİPLERİ

Kişisel Yaşamda NLP´nin Yararları


ÖĞRENME STİLLERİ VE KİŞİLİK TİPLERİ

28 Kasım 2012 15:03
Yorum Sayısı :0  Okunma : 12229

Kişisel Yaşamda NLP´nin Yararları

ÖĞRENME STİLLERİ VE KİŞİLİK TİPLERİ

 Bu yazı M. SELÇUK EYNUR tarafından NLP gönüllüleri için bütün Türkçe kaynaklar taranarak çıkarılmıştır. Bireysel kullanım için serbesttir. Ancak ticari kullanımı için yazara teşekkür maili atılması gerekir. Aksi halde kul hakkı riayet edecektir.
Öğrenme stilleri kişinin kendisi ile alakalıdır. Kişinin öğrenme yöntemi aynı zamanda kişiliğini oluşturur. 3 öğrenme stilini taşıyan kişi sayısı yüzde 70-80 civarındadır. Diğer gurup olan yani yüzde yirmilik gurup yalnız görsel veya işitsel yada kinestetiktir. Asıl sorun buradadır. Bu guruptaki kişiler aynı zamanda farklı stillerde olan kişilerin ifadelerini yorumlamakta güçlük çekmekte ve iletişim kopmaktadır. Dolayısıyla kendi stilde bir öğretmenden eğitim alması daha iyi olur. Hepimiz her algı kanalını kullanırız, fakat ağırlıklı olarak birini kullanırız. Hangi algımızı ağırlıklı kullandığımız  oysal hayatımızı derinden etkiler. Genellikle insanlar normal durumlarda ilk ve ikinci kanallarını kullanırlar. Ancak stres durumlarında ilk kanallarını kullanırlar. İkinci ve üçüncü kanalları bilinç dışı kalır.
Ağırlıklı Öğrenme ve düşünme stilini belirlemek için şu testi deneyebiliriz. (NLP-Nil Gün)
1. Bir toplantıda sizi çok etkileyen biriyle tanıştınız. Onu düşündüğünüzde, önce:
a. Yüzünü, giyimini kuşamını hatırlanın.
b. Bana söylediği sözleri hatırlarım.
e. Elimi sıkarken1 avuçlarının sıcaklığını hatırlarım.

2. Size birisi, adres tarifi yaparken hangi yolla yapmasını tercih edersiniz?
a.  Bir kağıda gideceğim yolu çizmesini isterim.
b.  Bildiğim binaları ve yerleri referans olarak kullanarak bana gideceğim yolu anlatmasını isterim.
c. Gerekli bilgileri aldıktan sonra gideceğim yeri sezgilerimle kolaylıkla bulurum. Yön duyguma güvenirim.

3.  Bir karar verirken, Önce;
a. Olası sonuçlan zihnimde canlandırırım.
b. Zihnimde, seçimlerim arasında tartışma yaparım.
c.  İçimden gelen dürtüye göre karar veririm.

4.  Eşiniz uzun bir iş gezisinde ve size bir koli gönderiyor.
a.  İçinden bana yazdığı uzun bir aşk mektubu ve bir fotoğraf Çıkmasını tercih ederim.
b.  Kendi sesiyle doldurduğu, romantik bir müziğin fon oluşturduğu, bana sevgisini dile getiren bir kaset göndermesini tercih ederim.
c.  Üzerine kendi parfümünü ya da tıraş losyonunu döktüğü, yumuşacık bir kalp şeklinde minik bir yastık göndermesini tercih ederim.

5.  Bir matematik problemi çözerken;
a.  Rakamlar gözümün önünde canlanır.
b.  Rakamları zihnimde sayarım.
e. Parmaklarımı kullanmak yanıtı bulmamı kolaylaştırır.

6. Hangisi sizin en çok güvendiğiniz yeteneğinizdir?
a. Bir kez gördüğüm yüzü kolay kolay unutmam.
b. Bir şarkıyı birkaç dinleyişten sonra söyleyebilirim.
c. İlk kez tattığım bir yiyeceğin içindeki malzemeleri ve baharatları kolaylıkla sıralayabilirim.

7. Hoşlanmadığım bir insanın;
a. Yüzünü görmekten rahatsız olurum.
b. Sesini duymaktan rahatsız olurum.
c. Yakınımda olmasından rahatsız olurum.

8. Yeni bir araba alırken, benim için;
a. Önce görüntüsü önemlidir.
b. Önce ne kadar hız yaptığı ve motorun sesi önemlidir.
c. Önce içinin rahatlığı ve oturduğum koltuğun yumuşaklığı önemlidir.

9. Sevişirken;
a. Görmek beni heyecanlandırır.
b. Çıkarılan sesler beni heyecanlandırır.
c. Hissettiklerim beni heyecanlandırır.

10.   Bir tatil yöresi seçmek için;
a.  Yöreyle ilgili broşürleri görmek isterim.
b. Daha önce giden dostlarımın söyledikleri benim için referanstır.
c. Kumların yumuşaklığını, denizin tuz kokusunu burnumda hissedeceğimi bilmek benim için yeterlidir.

11.   Bir insana anında vurulsaydınız bu duyguyu ve aşkı nasıl tanımlardınız?
a. İlk görüşte aşık oldum. İlk bakışta aşk bu olsa gerek. Dünyam aydınlandı. Her şey daha güzel görünüyor. Bir ışık gibi girdi hayatıma. Pırıl pırıl bir dünya hayal ediyorum onunla. Aşk yaşamın tüm renklerini içinde barındıran bir gökkuşağıdır.
b. Frekanslarımız aynı. Kalbim küt küt atıyor. İçim cıvıl cıvıl. Kalbimin sesini dinliyorum. Ruhum bana onun doğru kişi olduğunu fısıldıyor. Aşk yaşamın kahkahasıdır.
c. İçimin eridiğini hissettim. Hayatımdaki boşluk tamamlanmış gibi. Yaşamdan tat almaya başladım. Onun kokusunu ciğerlerimde duyuyorum. Aşk, iki ruhun birbiri içinde erimesidir.

12. Kendimi endişeli ve stresli hissettiğimde, önce:
a. Dünya gözüme daha karanlık görünür.
b. Normal sesler bile beni rahatsız-etmeye başlar,
c.  İçimde daralma hissederim.

13. Bir insanı işe alırken,
a. CV’sinde yazılanlar ve görünüşü beni etkiler.
b. Başkalarının onunla ilgili söyledikleri ve frekanslının tutup tutmadığı beni etkiler.
c. İçimin ona ısınması ve olumlu duyguların oluşması beni etkiler.

14. Bir iş için eşit yetenekte üç kişi müracaat ediyor. Hangisine Öncelik tanırdınız?
a. Güzel/yakışıklı, düzgün görünümlü ve mesafeli kişi.
b.  Sıradan görünümlü ama si/inle uyumlu çalışacağını düşündüğünüz kişi.
c. Tarzıyla alışageldik olmayan ama sizde güven ve rahatlık hissi uyandıran kişi.
Bu kadar soruya yanıt vermek iyi bir başlangıç.
Şimdi benim turizm acentesinde çalışan biri olduğumu düşünün, sizin de tatil planı yapan müşteri. Size kalabileceğiniz üç otel önereceğini.
Hangisini seçerdiniz?.
a. Beş yıldızlı bir otel. Harika manzaralı. Bahçesi büyüleyici bir tropikal düzenleme içinde. Yeni dekore edilmiş odalar ve odanızda istediğiniz kanalı ve videoyu izleyebileceğiniz büyük ekran televizyon. Her yönüyle estetik bir atmosfer. Akşam yemeklerinde ise gökyüzünde parlayan tüm yıldızlar size göz kırpıyor. Rengarenk bir doğa içinde rengarenk bir tatile hazır olun.
b. Sabahlan kuş cıvıltıları ve dalgaların sesi ile uyanacağınız bir otel. Sakin ve dinlendirici bir atmosfer. Günlük yaşamın tüm gürültüsünden uzak. Otelin hemen ardındaki dağdan akan şelalenin sesinin eşliğinde kumsalda yürürken yunusların çağrısına merhaba diyebilirsiniz. İsterseniz sohbet, isterseniz dans edebileceğiniz tarzda müzik yapan orkestra eşliğinde akşam yemeğinizi yerken yunusların sizi yine çağrıldığını duyabilirsiniz.
c. Kendinizi evinizde olduğu kadar rahat hissedebileceğiniz, her türlü donanıma sahip bir otel. Odanızda akşamları yatmadan önce içinde rahatlayacağınız jakuzi, davetkar bir şekilde sizi kucaklamaya hazır. Yemeklere gelince; bugüne kadar tattıklarımın ötesinde bir lezzet, demeye hazır olun. Salatanızın otelin botanik bahçesinden, balığınızın günlük denizden geldiği harikulade bir ziyafet eşliğinde gündüzlerinizin zinde, gecelerinizin yumuşacık ortamı içinde yeniden doğmaya hazır olun.
Eveet. Bu üç otelden hangisini seçerdiniz? Neden? (NLP Nil Gün)

 

ALT DUYULARIN ÖZELLİKLERİ
Hafızamızdaki deneyimleri ayrıntılarıyla belirlememize yararlar.Alt duyular g-iş-k şeyi daha detaylı olarak incelememize yararlar. Deneyime özel anlam yüklerler. Her hangi bir duyudan tamamen farklıdır ve deneyimlere farklı anlamlar yüklememizi sağlarlar. Bilinçli olarak alt duyular değiştirilerek deneyimler değiştirilebilir. Deneyimleriniz arasındaki farkı belirleyebilirsiniz. Benzer duyguların alt duyularında ortak özellikler belirir. Olumsuz deneyimlerinizi geçmişte yaşandığı için değiştiremezsiniz ancak onun alt duyularını olumlu deneyimlerde bulunan özelliklerle değiştirebilirsiniz. Yada çarpıtarak bilinçaltınızı karıştırabilirsiniz.

GÖRSELLER

Görsel yaklaşımı tercih eden insanlar çoğunlukla başlan ve vücutları dimdik ve gözleri yukarılara bakar şekilde ayakta du­rurlar veya otururlar. Derin derin nefes alma eğiliminde değiller­dir. Genelde, normalden yüksek bir ses tonuyla hızlı hızlı konu­şurlar ve konuşma esnasında düşünceleri de çok hızlıdır. Onla­rın bir özelliği olarak sandalyelerinde öne doğru oturacaklardır ve düzenli, titiz ve itinalı görüneceklerdir. Görsel insanlar bir şeyleri resimleri görerek hafızalarında tutarlar ve onlar için ses­ler kolay kolay ne dikkat çeker ne de ilgi uyandırır. Sözlü yön­lendirmeleri hatırlamak konusunda çoğu zaman sıkıntıları vardır çünkü zihinleri başı boş dolaşma eğilimindedir. Görsel kelime­leri veya yüklemleri (Resmettim gibi) kullanma eğilimindedirler Görsel insanlar görüntüyle; bir şeylerin nasıl göründüğü ile ilgileneceklerdir.
Nüfusumuzun yüzde atmış civarı bu grupdadır. Bunda televizyonun payı vardır. Hatta okuduğum bir yazıda yazıyı soldan sağa doğru yazmamızın buna etki ettiği belirtiliyordu.Onlar görüntülerle düşünürler ve bu ışık hızı gibidir. Büyük bilim adamları keşiflerini en ince detaylarına varana kadar hayallerinde canlandırabiliyorlardı. Bu gruptaki insanlar işitsellere göre duygularına göre daha uzaktadırlar. Görseller düşünürken şekiller çizerler kağıtlara, düşüncelerini şekillere dökerler. Görsel çocuklar lego ve atlas oyunlarına bayılırlar. Belgesellere tutkuludurlar. Neden sonuç soruları akıllarını kurcalar, aletlerin nasıl çalıştıklarını hep merak ederler. Resme yetenekleri vardır. Rüyaları renkli hatırlarlar.  Birisinin göz bebeklerinin büyümesi ve odaklanmamış bir şekilde ileriye bakması onun zihninde resimler oluşturduğunu gösterir. Görseller omuz kaslarını çok gerdikleri için omuz kaslarını gevşetici egzersizler yapmaları kendi yararlarına olur.

 

Kullandığı cümleler: görmek, bakmak, görünmek, seyretmek, göstermek, Aydınlatmak       Temizlemek Odaklanmak Hayal etmek Resim  Bir bakış yakalamak Flu görüntü Bir perspektife ulaşmak Göz göze Işığında Görüntü oluştur Gönül gözü Resim gibi güzel Gösteriş Gizlice bakmak iyi tanımlanmış Parlak                
Alt Duyu listesi: İlgili veya ilgisiz, renkli veya siyah beyaz, konum(sağ-sol-yukarı-aşağı) mesafe, parlaklık, panoramik, çerçeveli, belirli veya belirsiz resim, karşıtlık, hareketli veya hareketsiz, hızlı veya yavaş, büyüklük.

Çocukların hangi öğrenme stillerine ait olduğunu belirlemek zordur. Ancak görsel bebeklerde  yattıkları yeden renkli şeyleri seyretme veya çevrelerini seyretmek onların hoşuna gitmektedir. Fazla hareket etmezler ve usludurlar. Resimli kitapları veya resimleri severler. Tertipli ve düzenlidirler. Oyuncaklarına karşı titizdirler.
Görsel çocuklar her şeyi düzenli yapmaya çalışırlar. Elbiseleri veya oyuncakları alındığı gibi yerindedir. Görseller genellikle sessizdirler. Etraflarındaki gürültülerden işitseller kadar rahatsız olmazlar. Fakat yine de sessiz ortamları severler.
Olayları görüntüyle birlikte algılarlar. Oyunları hare­ketli olmakla beraber hiçbir zaman kinestetiklerinkiler gi­bi hareketler görülmez. Eşyalarını çok iyi korurlar ve gö­rüntülerine önem verirler. Satın alacakları oyuncakların boyasında zor fark edilecek kadar küçük bir sıyrık olsa; onu fark ederler ve buna üzülürler ya da o oyuncağı almaz­lar. Alacakları kitabın köşesi kırışık olsa kesinlikle içlerine sinmez. Her baktıklarında canlan sıkılır. Anlatılan masalları mükemmel bir şekilde görüntü olarak hayallerinde canlandırabilirler. Prog­ramlı ve organize olurlar. Yapacakları işleri planlamayı se­verler. Yap bozları ve diğer görsel oyunları severler. Resim yapmaya isteklidirler. Renkleri küçük yaşta ayırt edebi­lirler. Kılık kıyafete önem veririler, fanilaları pantolonla­rından çıkmaz, çorapları ayaklarında dönmez ve ayakkabı­larının bağı düzgün bir şekilde bağlanmıştır.
Görsel öğrenciler ödevlerini itina ile yaparlar. Kırmızı kalem kullanma alışkanlığı bulunmaktadır. Uzak geleceğe ait planları mükemmel yaparlar. Plansızlıktan nefret ederler. Dersleri bir düzen içinde işlerler. Mükemmelliğe inanırlar. Gördüklerini hatırlarlar. Hatırlamak istedikleri şeyleri görüntüleri ile hatırlarlar. Üç gurup içerisinde en hızlı okuyan guruptur. Çalıştıklar yerlerdeki dağınıklıktan nefret ederler. Bu insanlar hızlı konuşurlar. Yazılan yazılar mükemmel bir formda ve düzgündür. Görünüşlerine ve kıyafetlerine düşkündürler. Arabalarına düşkündürler, bilhassa dış görünüşüne. Kalegorisel sunulan bilgiler akıllarında daha iyi kalır. Eğitimlerde gör­sel malzemeleri göz hizasının üstünde bir yere asın. Elinizi ve gözlerinizi yukarıya doğru kaldırarak konuyu anlattığınızda kinestetik dinleyiciler de gözlerini yukarı doğru kaldırmak zorun­da kalacaklardır. Böylece özellikle istatistiksel bilgileri daha iyi anlamalarına yardımcı olursunuz.
Çocuğunuz ya da arkadaşınız gözlerini aşağıya indirmiş "ya­pamam, beceremem" diye kendine olumsuz telkin yaptığında, onun bir şekilde yukarı bakmasını sağlayın. 
Ders Çalışma Stili:
Ders çalışma Stili : Gördüğünü hatırlar. Metin ve çizimleri takip eder. İnsanları eşyaları, resimleri gözlem yoluyla tanır/kavrar.
Öğrenme Stili : Bilgisayar grafiklerini Görsel yap bozlan haritaları, posterleri, grafikleri.şemaları, karikatürleri, ilan panolarını inceleyerek ve çizerek.
En iyi okumayı öğrenme: Sessiz okuma. Resimli romanlar, yazılı posterler.
Görseller:
Güçlü Yanları : Görülen ve okunan şeyler hatırlanır. Net ve güçlü görürler. Renkleri güçlü  görürler ve renklerle düşünürler. Resimlerle veya sözcüklerle düşünmeye yatkındırlar. bir şeylerin görüntüsüne veya konumuna yatkındırlar. Yüzleri iyi hatırlarlar. Raporların anlatılmasındansa yazılı olmasına yatkındırlar. Planlı ve programlı olurlar. 
Zayıf yanları: İşittiklerini uzun müddet belleğinde tutamazlar.Ders anlatılırken not almazlarsa huzursuz olurlar. Derslerin labratuarda işlenmesinden huzursuz olurlar. İsimleri hatırlamakta zorlanırlar.  Görsel materyalleri olmayan uzun derslerde rahatsız olurlar. Dağınıklığa ve düzensizliğe tahammülsüzdürler. Plansız yaşayamazlar.
İŞİTSELLER
İşitsel yaklaşımı tercih eden insanlar düşündükleri zaman gözlerini yanlarına doğru kaydırırlar. Göğüslerinin ortasından nefes alıp verirler. Gürültü kolaylıkla dikkatlerini dağıtabilir. Kendi kendilerine sessizce konuşurlar ve bunu yaparken bazen dudakları hareket eder. Görsel insanlar kadar yüksek perdeden olmamakla birlikte konuşurken yankılanan bir ses tonları vardır. Sesleri ritmik ve hatta musikilidir. Söylenen şeyleri kolaylıkla si­ze tekrar edebilirler ve dinleyerek öğrenirler. Genellikle müzik­ten ve telefonda konuşmaktan hoşlanırlar. Adım adım ve belli bir sıraya göre ezberlerler. İşitsel bir kişi, konuşma esnasındaki geribildirimlerden, belli bir ses tonundan veya kararlılığı bildiren sözlerden oluşmuş cevaplardan hoşlanır. "Kulağa hoş geliyor”gibi işitsel yüklemleri kullanma eğilimindedirler. Genellikle şeylerin nasıl ses çıkardıklarıyla ilgilenirler. İyi dinleyiciler olarak  konuşma sesinden hoşlanırlar. İşitsel kişiler siz konuşurken size bakmak yerine kulaklarını size doğru çevirirler. Sizde öz kontağı kurmadığı için ona kızabilirsiniz. Söyledikleinizi harfi harfine dinliyordur. İşitsel öğrenciyi yüzüme bak ve yanıtver gibi zorlamanın içine sokmayın. İşitseller nüfusun yüzde yirmisini oluşturuyor. Geçmişte radyonun yaygın olduğu dönemlerde bunun daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Konuşmaları ritmik ve melodiktir. Gözler sağa ve sola giderken, baş da genellikle dinlenilen kişinin tarafına doğru eğilir. Dinlemeyi bilen insan sayısının az olduğu dünyamızda en iyi dinleyiciler işitsellerden çıkıyor. İşitseller başkalarıyla olduğu kadar kendileriyle de baş başa kalmaktan, kendileriyle konuş­maktan zevk alır. Bu yüzden uzun süreler inzivaya çekilebilen ve bu durumdan zevk alanların (özellikle doğanın sesi ya da ki­taplar ve müzik ona arkadaşlık ediyorsa) çoğu işitseldir. Şehrin göbeğinde ana cadde üzerinde, gürültülü bir bölgede ev tutmak, işitsellerin yapacağı son şeydir. Neon lambalarının, aktivitenin bol olduğu yerler görseller için caziptir. İşitsel eşinize kuş seslerinin bol olduğu sakin bir ortam çok daha çekici gelecektir. Hele doğa içinde bir ev, en ideal olandır. "Sizi iyi duyamadım. Tekrar eder misiniz" diyen kişi sizi dinlemediği için tekrar ettirmez. Aksine çok iyi dinlediği ama başka seslerden rahatsızlık duyduğu için sizi iyi duyamamıştır. Çünkü işitseller seslere ve gürültüye çok hassastır. Harmoni içermeyen seslerden çok rahatsızlık duyarlar. Siren sesi, korna sesi, kapı gıcırtısı, bıçak bilenirken çıkan ses ya da tırnakla çizilen karatahtadan gelen sesler işitsel için tahammül ötesi sesler olabilir. Aşırı gürültüde kulaklarını elleriyle ilk tıkayan onlardır. Ders çalışan ya da kitap okuyan bir işitsel daha iyi konsantre ol­mak için ya müzikle isteyebilir ya da tam sessizlik.
En etkileyici şairler, kinestetiği gelişkin işitsellerden çıkar. Çünkü şiir duyguların en harikulade biçimde dile gelmesidir. Yürüyüşleri de konuşmaları gibi ritmiktir işitsellerin. İşitsel sev­gilinizin kulağına fısıldayacağınız her sevecen sözcük, size çok yaratıcı sevgi ifadeleriyle geri dönecektir. Onunla iletişimi ko­parmak istiyorsanız monoton bir sesle konuşmaya başlayın ya. da konuşurken hızla hareket edin. Çenesi düşükler de işitsellerden çıkar. Özellikle eğitimli ve anlattıkları konunun uzmanı iseler susmayı bilmedikleri için dinleyici kinestetiklerin içine "daral" gelir ve konuşma "kabak tadı verir", görseller konuşmanın bitmesini "dört gözle bekler". İşitseller ise çenesi düşük konuşmacıya "kulaklarını tıkayıp" kendi iç dünyalarına döner ve kendi düşüncelerini "dinlemeye" başlar.
Görseller için gözden uzak olan gönülden de uzak olabilir, görüntü çabucak kaybolabilir ama ses ışıktan daha yavaş olduğu için işitseller duyguların frekansına görsellerden daha yakındır. Bu nedenle arkadaşlıklar kolay kolay ölmez. Bir söz, bir şarkı hafızalardan yıllarca silinmez. Aşk acısı çeken işitsel arkadaşı­nız, ayrılığın üzerinden uzun zaman geçtiğinde bile size hala sevgilisiyle yaptıkları konuşmaları değişik yorumlarla tekrar tekrar anlatıyordun. İşitsel arkadaşınız duygularını kolaylıkla dile getirdiği için, bu duygu ve içgörüleri paylaşım ihtiyacı onu özellikle bir başka işitselle kolaylıkla arkadaşlık kurmaya yönlendirir. Dinlemeyi de bildiği için de bu arkadaşlık sürer. Eğer frekansının tuttuğu bir arkadaşı yoksa ya da içe dönük bir yapıya sahipse bu kez de yazar.
Konuşkandırlar bu en bariz özellikleridir, çocuklar oynarken bile kendi kendilerine konuşurlar. Yapılarına göre kapsamlı cümleler kurarlar. Okulda bile konuşmaya devam ederler. Öğretmenleri tarafından sık sık ikaz edilirler. Gözle okumadan anlamazlar. Onun için kendilerinin duyabilecekleri bir ses miktarında okumalarına izin verilir.Ortam gürültüsünden rahatsız olurlar. En iyi olarak işiterek öğrenirler. Yabancı dil öğrenmeye yatkındırlar. İşitsel öğrenciler yazma konusunda başarısızdırlar. Güzel yazma onların işi değildir, ancak güzel konuşma tam onlara göredir. Yabancı dilde o dilin ahengine kendilerini kaptırırlar ve o dili çok çabuk telaffuz ederler. İşitseller her konuyu tartışmak isterler. Müziğe duyarlıdırlar. İş yaparken radyo dinlemeyi severler. Her hangi bir arkı dillerine takıldı mı saatlerce onu söylerler. İşitselliği zayıf olan kişilerde oluşan şikayetler: Okuduklarını anlamakta bazen zorlanırlar.Düşüncelerini yazılı değil sözlü olarak ifade etmekte ustadırlar. Yabancı kelimelerle arası iyi değildir. Şarkıyı makamıyla söyleyemezler. Üstün yanları ise: çoğunlukla erken konuşmaya başlarlar, okunan şeyler hemen hatırlarına girer, konuşkan insanlardır, okumayı erkenden öğrenen tiplerdir, Müzik dinlemeyi ve şarkı söylemeyi severler, yabancı dile ilgileri vardır, ses ayrımını çok iyi yaparlar.

Kullanılan kelimeler: İşitmek, dinlemek, işitilmek, müzik yapmak, uyumlu hale gelmek,  getirmek, Akort etmek ,Kulak kesilmek, Zil çalması, Sessiz kalmak, Tınlamak, Sağır etmek, Yüksek sesle, Uyum halinde, Açık sözlü Anlatmak, Şöyle bir uğrayıvermek, Net ifade, Detaylarıyla tarif etmek, Kulak kadar, Kulağını bana ver, Dilini tut, Görüşünü açıkla, Kelime kelime,
İşitsel dijitaller ise: algılamak, denemek, anlamak, düşünmek, öğrenmek, Yakalamak hafifçe vurmak, Temasa geçmek,
Atmak, Etrafında Dönmek, Sert Beton, Ele almak, Esasa dokun, Dibine tutmak, ile boğuşmak, Bağlantılı Olmak, Soğuk (serin) toplu, Katı kuruluşlar, Endişelenmek, Değinmek, El ele, Ensede bir acı, Aklımdan kaçmış, Sıfırdan başlamak, Dudağı uçuklamış Baskı altında
İşitsel Dijital (id)
Bu tarz insanlar vakitlerinin çoğunu kendi kendilerine şeyler anlatarak geçireceklerdir. Karmaşık cümleler kullanmaktan ve fazlasıyla detaylara inmekten hoşlanırlar. Genellikle doğrudan bir duyu bağlantısı olmayan soyut kelimeler kullanırlar ve mantığa ve "anlamlı olmaya" önem verirler. İşitsel dijital düşünür, genellikle diğer temel algılama sistemlerinin özellikler gösterecektir. Kişisel konuşma esnasında yere ve sola bakarlar.
Elbette bu karakter portreleri sadece klişeleri örneklendiriyor. Güçlü bir tercihi olan bir insan bile kişisel özelliklerinin tümüyle eleştirilemeyebilir. Fakat sizin gözlem yeteneğiniz geliştiği zaman, onlar size düşünme tiplerini belirlemekte yardım edebilir. (Özellikle belli bir tercihi destekleyen birden çok özelliği  farkedebilirseniz). Ayın zamanda sizin için onun üzerinde eşleştirme yeteneklerinizi geliştirebileceğiniz sağlam bir temel oluştururlar.
Alt Duyu listesi: Gürültülü veya alçak, Ses kaynağından uzaklığı, sözler veya sesler, Ses kaynağının yeri, stereo veya tek, devamlı veya devamsız, sesin hızı, Açık veya gizli, yumuşak veya sertlik.

Ders çalışma Stili : İşittiklerini hatırlar. Sözel ifadeleri takip eder. Dinleyerek ve konuşarak öğrenir.
Öğrenme Stili : Konuşarak, mülakat yaparak, panellere katılarak, soru sorarak ve cevap vererek
En iyi okumayı öğrenme: Seslendirme, yüksek sesle okuma, masal kitapları ve kasetlerini dinleme, olay ve öykiler hakkında sohbet etme.
Güçlü yanları: İşittiklerini hatırlarlar Yazarken konuşurlar (bunun bazen dezavantaj olduğu da söylenebilir). Uzun anlatımlarda bile anlatılanların içerisinde kay­bolmazlar. İyi bir hatip olabilirler Müzik hatırlamalarını kolay­laştırır. Pek çok kişi için bir anlam ifade etmeyen ses, ritim, melodi onların pek çok şeyi hatırlamalarını sağlar.
Zayıf Yanları:Gürültüden rahatsız olurlar. Gürültülü ortamlarda kon­santre olamazlar. Resimler ve resimli anlatım­lar rahatsız edebilir.Dersin ahenkli ve melodik bir ses ile anlatılmasını isterler. Okumaktansa dinlemeyi ter­cih ederler. Bilgilerin yazılı olarak sunul­ması bazen anlamalarını zor­laştırabilir. İsimleri hatırlarlar
Yüzleri hatırlamakta zor­lanırlar.

KİNESTETİKLER

Kinestetik yaklaşımı tercih eden insanlar ciğerlerinin en dibinden nefes alıp verirler ve onlar nefes alıp verirken midelerinin inip kalktığını görürsünüz. Düşünürken aşağıya ve sağa bakma eğilimindedirler. Çoğunlukla oldukça derinden gelen bir sesleri vardır. Sözlerini tartarak ve sözleri arasında sessiz boşluk bırakarak yavaş yavaş konuşurlar. Onlar görsel bir insana göre daha yavaş düşünüyor ve konuşuyor görünürler. Fiziksel ödüllere ve dokunmaya cevap verirler. Aynı zamanda kinestetik insanlar konuşma esnasında görsel bir kişiye göre konuştukları insana daha yakın durma eğilimindedirler. Yaparak veya bir doğru yürüyerek ezberlerler. Kinestetik his yüklemleri kullanma eğilimindedirler. Bir şeylerin nasıl hissedildiği konusuyla ilgilidirler.Çocukluğunda dokunulan, kucaklanan, okşanan, sevildiği kendisine her yolla ifade edilen çocuklarda sıklıkla görülür. Hatırlamak ve tasarlamak için hep aşağıya bakarlar. Yapacakları işleri olayın içinde hissettikleri şekilde düşünürler. Giyeceği elbiseyi düşünürken onun içinde nasıl hissettiği akıllarına gelir. Yemeğin lezzeti, dondurmanın içindeki çikolata tanelerinin dilindeki kayganlığı hatırlarına gelir. Bu kişiler dokunarak ve yaparak öğrendikleri için onlar ayakta yürürken sizi dinlerler. Ayrıca kinestetik çocuklar hiperaktif veya yaramaz damgası yiyebilirler. Duygularını göstermekten çekinmeyen kişilerdir, kolay ağlayabilirler. Sohbeti severler, ancak sohbet onlar için duyguların sözlü imgelerle dışa vurulmuş halidir. Hızlı konuşmak onlar için aptalcadır. Bedenlerini iyi tanıdıkları için dansetmekte ustadırlar. Nufusun az bir kısmını kapladığı için toplumumuzda bastırılmış asıl duyguları köreltilmeye çelışılmıştır. Kinestetik olmayan insanların zayıflıkları : utangaç tavırları vardır. Kendi duygularını anlatmakta zorlanır, öfke ve savunma döngüsünde gider gelirler. Dans etmek konusunda beceriksizdirler, duygularını daha doğrusu kendini tam olarak tanıyamamktan şikayet ederler.
Kullandıkları kelimeler:  Belli Bir işleme tabi tutmak Karar vermek Motive etmek Düşünmek Değiştirmek Almak Teori Hisli Ayırmak Kandırmak Bilmek Sorular Bilinçli olmak Akıllı kavram Eleme metodu
Alt Duyu listesi: Isı, dokunun serliği veya pürüzlülüğü, yoğunluğu, baskısı sert veya yumuşak, süre nekadar sürüyor, hissin ağırlığı veya hafifliği,

Kinestetiklerde de düzen vardır fakat işlevseldir. Yani ihtiyaçlara göre belirlenmiştir.   Hayatları hareket üzerine odaklanmıştır. Çocuklar her zaman hareket halinde olmak isterler. Yakaları paçaları dağınıktır ve sürekli hareket halindedirler. Kinestetik kişiler hareketin nasıl bir şey olduğunu bilmek isterler. Hareket onların dünyasıdır. Dünyayı vücutları ile algılamaktadırlar. Grinder’e göre “görseller görüntü belleği, işitseller ses belleği, kinestetikler ise kas belleği kullanırlar. Ancak bu dağınıklılık yaş ilerledikçe azalmaktadır. Ve daha doğrusu çevrenin etkisi bizi düzenli olmaya itiyor. Kinestetik öğrenci de aynıdır. Öğretmenin en küçük bir isteği “tahta silme-kapıyı kapama vs…” anında yapılmakta ve ayrıca parmak kaldırma alışkanlığı da yoktur. Kinestetik öğrenci için sözlü emirlerin bir önemi yoktur. Ona yaptırmanız gerekir. Ona bir şey yaptırmanız için ona dokunmalısınız. Kinestetikler çoğunlukla ülkemiz eğitim şartlarına göre uyumsuz olarak görülmekte ve büyük çoğunluğu üniversiteye kadar okuyamamaktadır. Sudan bahanelerle yerinden kalkmak isteyen öğrencilerdir.
Ders çalışma Stili : Yaşadıklarını hatırlar. Fiziksel etkinlikler içinde öğrenir. Yaptıkları ilgilendirir.
Öğrenme Stili : Yer oyunlarını oynayarak. Eşyaları yapıp bozarak, maket veya model yaparak. Hoplama zıplama veya hareketli eylemler.
En iyi okumayı öğrenme:  Pandomim. Oyunlarda rol alma, kondisyon bisikleti çevirirken dinleme.
Ve ayrıca dokunsal öğrencilerde : Dokunduklarını hatırlarlar. Dokundukları ve yazdıklarını takip eder. Karalayarak, eskiz yaparak ve model inşa ederek kabartma yazılar kullanarak öğrenirler. Deney kurarak, iz sürerek öğrenirler. Yazma. İnşa etme bir eylem gerçekleştirme  vs..
Güçlü yanları:  Yapılanı hatırlarlar. Dokunma ve hareket önem­lidir. Oyunlara bayılırlar. Ya eğlendirmelidirler ya da eğlenmelidirler. Taklit ederek ve deneyerek öğrenirler. Dokunarak anlam çıkarmaya çalışırlar. Rahat giyinmeyi severler. Hissettiklerinden konuşmayı severler. Sportif olmaya müsaittirler. Hareketi içeren etkinlikleri severler: dans etmeyi, koş­mayı, yüzmeyi, yemeyi, yemek pişirmeyi, gezmeyi. Laboratuar ortamlarında çok başarıdırlar
Zayıf YanlarıKonuşulanı veya görüleni hatırlamakta zorlanırlar. Okumakta zorlanmışlardır ya da zorlanmaktadırlar. Çok iyi işitemeyebilirler. Ya da işittiklerinden anlam çıkarmakta zorlanırlar. Yazım hataları çok yaparlar
Okumayı sevmezler. Bulundukları ortamın duru­muna önem vermeden hareket ederler. Vücutları ile karşılık verirler (atarlar, iterler, vururlar). Kendi stilinde sunulmazsa sunulan bilgileri algılamakta yavaş kalabilirler Farkında olmadan insanlara dokunmaya yatkındırlar (özellikle konuşurken).

 

EVDE YAPILABİLECEKLER
Öncelikle kişinin ya da çocuğun baskın öğrenme stilinin bilinmesi gerekmektedir. Bu çeşitli testlerin yapılmasıyla oluşturulur. 
Bilhassa görsel anne baba ile kinestetik çocuk arasında meydana gelmektedir. Sonucunda ise çocuk sevilmediğini zannetmektedir. Sen kaynaklı mesajlar verilmektedir. Bu çocuğu üzmektedir. Bunun yerine çocuğa bir şeyleri ifade ederken vücut dilinizi de kullanın. Kinestetik çocuklar vücut dilini çok iyi algılarlar. Çocuğa eşyalarını atmayınız denildiği zaman “onları toplarken belim ağrıyor” cümlesinin devamında belinizi tutmanız onu daha etkileyecektir. Çocukların hangi tür olursa olsun kendi bölgelerini oluşturacakları bir kişisel bölge oluşturmalarına imkan tanıyın. Bir dolap veya bir oda onlar için yeterlidir. Ancak dağınıklık görseller için bir özellik olduğu halde onlarda bir düzen isterler fakat bu düzen kişisel ihtiyaçlarını giderebilecek kadardır. Kinestetiklere bir şey anlatırken mümkün oldukça beden dilini kullanmak gerekir. 
OKULDA ÖĞRENME STİLLERİ
Öğrenmeler öğretmen merkezli değil de öğrenci merkezli olabilir. Öğretmen bir şeyi yapmak istiyorsa önce onu tahtaya çizecek, daha sonra anlatacak, yapacak ve öğrencilere yaptıracaktır. Öğrenciler yaparken kendiside rehberlik edecektir.
Mevcut eğitim anlayışımızdan söz etmeye geri döner­sek: Bol bol resim, poster, tepegöz yansıları ile destekle­nirse klasik sınıflarda yapılan eğitimde görsel öğrenciler kinestetik ve işitsellere göre daha az olumsuz yönde etki­lenmektedir. Çünkü görsel öğrenciler görsel materyaller ile yerlerinden fazla kalkmadan dersleri nispeten daha rahat bir şekilde takip edebilirler. Özellikle ilköğretim 5-8 arası öğrenciler için bu geçerlidir. Fakat alt sınıflarda-kiler içinde sorun vardır. Çünkü kinestetikler kadar de­ğilse de alt sınıflardaki görsel öğrencilerin de hareket et­meye gereksinimleri vardır. İşitsel öğrenciler dersin anlatılmasından yararlanırlar fakat anlatım tamamen onların istediği şekilde olmalıdır. Seslerin ahenkli belli bir ritim ve melodi içermesi gerekir. Aksi takdirde kısa bir süre sonra işitseller de ilgilerini kaybeder, çünkü onların konuşma gereksinimleri de en üst düzeydedir. Mutlaka anlatım esnasında anladığından emin olmak için öğretmene anlatmak isteyecekledir. Ayrıca anlatma ihtiyacı eğer öğretmen merkezli bir sınıfta yapılacaksa gürültü olarak değerlendirilecek ve izin verilmeyecek. Buda öğrencide güvensizlik duygusu meydana getirecek.
emin olmak için öğretmene anladığını anlatmak isteye­cektir ve ondan gelecek yanıt olumlu ise rahatlayacak ve dinlemeye tekrar açık hale gelecektir. Bu ise öğretmen merkezli bir yaklaşımda mümkün değildir. Çünkü işitsel­lerin bu istekleri bir kargaşaya neden olur. Herbiri başka bir noktayı anlamak ister ve o noktayı konuşarak açıklık kazandırmaya çalışır bu da dersin işleyişini bozar. O ne­denle öğretmen bu isteklere izin vermez ve her bir işitsel öğrenci takıldıkları yerde kalır ve dersin geri kalanından bir şey anlamayabilirler. Yanındaki ile konuşamadığı için de kendi kendine konuşmaya başlar ve dersten soyutla­nır. Ayrıca, öğrencilerin yaşı ve bulundukları çevre çok önemlidir. Öğretmen başka bir çevreden gelmekte ve öğ­rencilerin konuşma tarzları ve kullandıkları kelimeleri bilmemektedir. Bu kopukluk dersin anlatımı esnasında sorunlar çıkarmakta ve öğrenciler zorlanmaktadır.
Görüldüğü gibi düz anlatım dediğimiz anlatım yönte­mi maalesef işitseller için bile sorun olmaktadır. Kinestetik öğrenciler ise ne tepegözden yararlanabilir­ler ne de anlatımdan. İşte asıl onlar bu sistemden en bü­yük zaran görürler. O nedenle bizim ilkokulda (yaklaşık 30 yıl önce) gördüğümüz yaparak-yaşayarak öğrenmenin mutlaka öğrenci merkezli bir anlayışla okullarda tekrar uygulanması gereklidir. Kinestetik öğrencilerin sürekli tekrar ettiğim gibi yapıp yaşamaları gereklidir. Ancak ya­parken öğrenmektedirler. Üstelik bir de karşı konulmaz bir hareket etme isteği vardır bu istek karşılanamadığı için de sıkıntıya girecek ve dersi takip edemeyecektir. Grinder Öğretmenin verdiği sinyallerin görsel, işitsel ve kinestetik mesajlar olduğunu ve öğrencilerin de bu me­sajları kendi stillerine çevirmek zorunda kaldıklarını söy­lemektedir. Bir örnek vermemiz gerekirse: Öğretmen ders anlatırken (bu işitsel bir sinyaldir) işitsel öğrenciler bunu kendi stilleri olduğu için almakta (bu sinyaller uzun, tekdüze, ritim ve ahenk içermiyorsa işitsellerin de dikkatinin dağılacağı belirtilmişti), görseller bu sinyalleri görsel mesajlara çevirmeye çalışmakta, bunu yapmak için gözünün önüne anlatılan yerin resmini getirmekte, anla­tılanları bir yerde yazıyormuş gibi görmeye çalışmakta, kinestetikler ise bunları yaşıyormuş veya yapıyormuş gi­bi harekete dönüştürmeye çalışmaktadır. Fakat sinyalle­rin kendi stillerine çevrilmeye çalışılması daha çok lise düzeyindedir. İlköğretimde bu becerinin henüz gelişmedi­ğini söylemekte yarar var. Grinder şunu da ilave etmek­tedir. Sinyallerin kendi stillerine çevrilme işlemleri sıra­sında öğretmenden gelen sinyallerin bir kısmı kaybol­makta o nedenle de öğrenciler aynı derste anlatılanların bazılarını çok iyi yakalamakta bazılarını ise tamamen ka­çırmaktadırlar.
Kinestetik öğrenciler bir sınıfta fazla ise o sınıfta düzen sağlamak zordur. Sınıf düzeni sağlamak için öğretmen tarafından birtakım kurallar değiştirilmek zorundadır. Sıkı bir disiplin yerine öğrencilerin belirli görevleri yerine getirmeleri halinde istedikleri yerlerde oturabilecekleri, sınıfta ders anlatımda hikayeleştirmenin yanında öğrencinin içinde rol yapacağı bir eğitim yöntemi kullanılmalıdır.
Öğretmen her üç öğrenme stiline uygun öğretme  uygulayabilmek için önce konu görsel malzemelerde gösterilmeli, konu hakkında konuşulmalı, ve konu uygulamalı olarak öğrencilere yaptırılmalıdır. Öğrencilere mümkün olduğunca ders anlattırılmamalıdır. Çünkü konuşmaları ahenkli olmadığı için işitseller konuya tam hakim olamamaktadırlar.

 

 

 

 

 

 

 






YORUMLAR
Henüz Yorum Yazılmamış...



YASAL UYARI

Sitemizde yapılan paylaşımlar SADECE BİLGİ amaçlıdır. Teknik ve yöntemlere ait bu bilgiler,Tıp biliminin Uzmanlık alanlarının ve bu alanda Uzman Doktorların yerini almaz. Bu bilgiler hiç kimseye tedavi yapma yetkisi vermez. Çözüm Eğitim Danışmanlık Merkezinde ve Psikoterapi ve Danışmanlık Derneğinde herhangi bir hastalık için klasik tıbbi ve psikolojik tedaviler yapılmadığı gibi bu tedavilere alternatif bir tedavi yöntemi de UYGULANMAMAKTADIR.