Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Çocuklarda Psikolojik Bağışıklık Sistemi

Çocuklarda Psikolojik Bağışıklık Sistemi

28 Haziran 2015 00:58
Yorum Sayısı :0  Okunma : 1097

Çocuklarda Psikolojik Bağışıklık Sistemi 1Anne/ Bakımveren – Çocuk İlişkisinin Yetişkinlik Dönemine Yansımaları bagisiklik1Freud, anne ve bebek arasındaki ilişkinin bebeğin ilk ve en uzun süreli ilişkisi olduğu ve bu ilişkinin hayat boyu kuracağı diğer ilişkilerin prototipi olduğunu söyler. Gerçekten de yetişkin dönem İlişkilerimizdeki mutluluğu belirleyen faktörlerinden en önemlisi bebeklik çağımızda yatar. Sadece ilişki mutluluğu belirleyici olmakla kalmaz, psikolojik sıkıntılar yaşama oranımız güvenli bir bağlanma modelimiz olmazsa artar. Ainsworth ve Bowlby isimli iki araştırmacı psikoloğun ortak çalışmasıyla ortaya çıkan bu kuram bize çocukken annemiz ya da bize bakım veren kişi ile oluşturduğumuz bağlanma modelinin başta kurduğumuz yakın ilişkiler olmak üzere tüm hayatımızı etkilediğini, kendilik değerimiz, duygu regülasyon biçimlerimizde etkili olmanın yanı sıra stresle ilişkili yaşadığımız psikolojik sorunların altında yatan belirleyici faktörlerden biri olduğunu da söyler. Bu kuram, çocuğun, annesi/bakımvereniyle ilgili olarak, güvenli limanda alacaklarını tam almadan, dünya ile ilgili keşfe çıkamayacağını vurgular. Bowlby ve Ainsworth ilk olarak 3 çeşit bağlanma modelinden bahsederler. Bir dördüncü de daha sonra eklenmiştir (Mary Main). Ainsworth’ün tasarladığı “Yabancı Durum “ testinde 11-17 ay aralığındaki çocuklar bir oyun odasında gözlemlenir. 20 dakika süren bu testte çocuğun annesi /bakıcısı ile araştırmacının bir yardımcısı olan bir yabancı belirli aralıklarla odaya girip çıkarlar. Odada çocuğun keşif davranışı, odadan annenin çıkması, çocuğun yabancıyla kalması, annenin odaya geri geldiğindeki verdiği tepkilere göre bağlanma durumu ölçülür. Bu testin sonuçlarında genelde 3 tipik davranış görülür. Çocuk annesi yokken üzülse de odaya geri geldiğinde seviniyor, annesi tarafından rahatça sakinleştirilebiliyorsa ve çocuk annesinden daha uzaktaki oyuncaklar bakmak için odada dolaşabiliyorsa güvenli bağlanmaya sahip olduğunu söyleyebiliriz. Ambivalan / Kaygılı güvensiz bağlanmada ise çocuk anne içerdeyken bile huzursuzdur.. Anne gidince ağlar, gelince anneni yanına koşarlar fakat anne tarafından sakinleştirilmesi zordur, bazen anneye vurmak gibi tepkiler verebilir. Kaçıngan güvensiz bağlanmada çocuk anne odadan çıktığında ağlamaz, anne geri geldiğinde varlığından habersizmiş gibi veya öfkeli görünür. bagisiklik2Anne/ Bakım veren, çocuktan gelen sinyallerle duyarlı bir şekilde ilgilendiğinde çocuklarda, güvenli bağlanma gelişir. Sıkıntıda olduğunda ebeveyni tarafından destek gören çocuk, kendisini değerli bir varlık olarak idrak eder. Bu durum çocuğun duygusal açıdan düzenlenmesine zemin hazırlar, tecrübeden ders almayı öğrenir. Bağlanma ilişkimizin ne kadar güvenliyse psikolojik bağışıklık sistemimiz o kadar güçlü olur. Çocukluktan itibaren kendi duygularımızı düzenlemeyi ve aynı zamanda ilişkilerde duygularımızı kullanmayı öğreniriz. Yetişkin olduklarında güvenli bağlanması olan bireyler hem kendileri hem de başkaları konusunda pozitif bakış açısına sahiptirler. Sıkıntılarını kabul ederek, başkalarından yardım ve destek talep edebilirler. Yapıcı bir biçimde zor duygularını rahatlıkla ifade ederler. Güvenli bağlanmaya sahip yetişkinlerde ilişki kurmada yaşanan temel duyguya örnek şu verilebilir. “İnsanlara rahatlıkla yaklaşıp, onlara bağlanabiliyorum. Birisinin bana çok yaklaşmasından rahatsız olmuyor ve terk edilme endişesi yaşamıyorum.” Diğer taraftan kaygılı güvensiz bağlanma yaşayan bireyin bir ilişkideki duygusuna aşağıdaki cümleler örnek gösterilebilir. “İnsanların benim arzuladığım şekilde bana yaklaşmakta isteksiz olduklarını düşünüyorum. Sevgilimin beni sevmediğine veya benimle birlikte olmak istemediğine dair sık sık kaygı yaşıyorum. Sevgilimle çok yakın olmak istiyorum ve bu durum bâzen insanları ürkütüp kaçırıyor.” Son olarak da güvensiz kaygılı bağlanma yaşayan bir birey ilişkisinde yoğunlukla şu duyguları yaşayabilir: “Başkalarına yaklaşmakta sıkıntı yaşıyorum; onlara tam olarak güvenmekte zorlanıyorum, onlara bağlanmakta sorun yaşıyorum. Birisi çok yakınlaşınca sinirli oluyorum. Hele bana aşırı yakınlaşmak isteyen sevgililerimle bu duyguyu yaşıyorum.” Sonradan eklenen düzensiz bağlanmada ise çocuk ebeveyne doğru kokendisinin çok şarken birden geriye koşabilir. Hem ebeveyne ihtiyacı olduğunun farkındadır, diğer yandan ebeveynin yanında kendini güvende hissetmez. Özellikle bakımverenin korku kaynağı olduğu , ya da ebeveynin korkularının çok yüksek olduğu durumlarda görülür. Bu yazının sonunda birkaç iyi ve bir kötü haber var. İlk kötüden başlarsak; Ailedeki gerginlik ve anne- baba arasındaki çatışma güvenli bağlanma geliştirmiş bir çocuk ileriki yıllarda güvensiz bağlanmaya geçebilir. Dolayısıyla anne-babanın arasındaki ilişkinin niteliği bağlanma konusunda belirleyici bir faktördür. Artık hayat şartlarının anneleri bebekleri küçükken çalışmaya zorlasa da iyi haber ; annenin çalışması dolayısıyla olan geçici yokluğu bağlanma şeklinde çok belirleyici değildir. İlişki mutluluğu konusunda ise; kaygılı, kaçıngan ve düzensiz olmak üzere tüm güvensiz bağlanma durumları sevgi dolu bir ilişki veya terapi sayesinde sonradan edinilmiş güvenli modele dönüşebilir. Yani zarar kalıcı değildir. Ve bağlanma modelinizi keşfetmek ve konu hakkında bilgi sahibi olarak farkındalığınızın artması dönüşümü başlatan bir adımdır. Dönüşüm başlasın :) Referanslar: Beykent Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı, Çocuk psikopatolojisi Ders Notları Poole Heller, D., Somatik Deneyimleme’ye Giriş Eğitimi Notları Bu yazı Yasemin Balcı tarafından hazırlanmıştır ve tüm hakları saklıdır. Her türlü soru görüş ve önerileriniz için: yasemin@psikolojistanbul.com






YORUMLAR
Henüz Yorum Yazılmamış...



YASAL UYARI

Sitemizde yapılan paylaşımlar SADECE BİLGİ amaçlıdır. Teknik ve yöntemlere ait bu bilgiler,Tıp biliminin Uzmanlık alanlarının ve bu alanda Uzman Doktorların yerini almaz. Bu bilgiler hiç kimseye tedavi yapma yetkisi vermez. Çözüm Eğitim Danışmanlık Merkezinde ve Psikoterapi ve Danışmanlık Derneğinde herhangi bir hastalık için klasik tıbbi ve psikolojik tedaviler yapılmadığı gibi bu tedavilere alternatif bir tedavi yöntemi de UYGULANMAMAKTADIR.